1938 Yılında Kayseri’ye 20 km. Uzaklıktaki Süksün kasabasında dünyaya geldi. İlkokulu kasabasında okudu. O yaz rahmetli dedem bir iş için Kayseri’ye gider ve orada yeni bir okul açıldığını, adının İmam Hatip Lisesi olduğunu orada din eğitimi verildiğini öğrenir. Köye döndüğünde rahmetli babama okuldan bahseder ve kendini oraya yollamak istediğini söyler. Bu arada ilkokul öğretmeni babama hangi okula devam edeceğini sorar. Babam da dedemin fikrini öğretmene söyleyince, adamcağız küplere biner ve “Sen o okula gidip ne yapacaksın? Ölü yıkayıcısı mı olacaksın, çerci mi olacaksın?” diye çıkışır. Henüz beşinci sınıfı bitiren babam işin farkında olmayarak dedeme gider ve İmam Hatip Lisesi’ne gitmek istemediğini söyler. Bunun üzerine rahmetli dedem kesin tavrını koyar ve İmam Hatip Lisesi’nden başka bir okula göndermeyeceğini söyler. Okumayı çok arzu eden babam istemeyerek de olsa İmam Hatip Lisesi’ne kayıt olmaya razı olur. O günün şartları gereği tek odalı bir evde tek başına bin bir meşakkate göğüs gererek tahsil hayatını tamamlamaya muvaffak olur. Ulaşımın zor olduğu, karın yolları kapadığı kış günlerinde durumunu da kimseye açamadığı için harçlık sıkıntısı çektiğini, çocuk ve torunlarına anlatarak onları eğitim ve öğretime teşvik eder. İçinde bulundukları nimetin kıymetini telkin ederdi. 

            1956-1957 öğretim yılında İmam Hatip Lisesi 1. devresini 1958-1959 öğretim yılında da İmam Hatip lisesi 2. devre diplomasını alıp Kayseri İmam Hatip lisesi 2. dönem mezunu olarak orta öğretimini tamamlar. Mezuniyetinden sonra Yeşilhisar’ın Kesteliç (Gülbayır) köyünde vekil ilkokul öğretmenliği ve Kayseri merkezde imamlık yapar. 

            1960 yılında Polatlı topçu yedek subay okulunda başladığı askerliğini 1961’de Bitlis’te tamamlar. Kayseri’ye dönüşünde Çifteönü mahallesindeki Ali Hoca Mescidi’nde imamlığa başlar aynı zamanda da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde tahsiline devam eder. Bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra yüksek tahsilinin son iki yılında Fatih Şehremini mahallesindeki Şeyh Muslihiddin Camisi’ndeki görevine nakleder. Tahsilini tamamlayana kadar bu görevine devam eder. 

            O dönemde ben de ilkokula başladığım için sabah okula gitmek için birlikte evden çıkardık. Benim okulum yakındı fakat babam Yüksek İslam Enstitüsü’ne ulaşmak için, bir otobüsle Eminönü’ne oradan vapurla Üsküdar’a oradan tekrar otobüsle okulu ulaşırdı. Bu kadar yoğun tempo içerisinde başta Sadrettin Yükse Hoca olmak üzere son devrin Osmanlı medreselerinde tahsil yapmış birçok değerli hocadan İslamî ilimler üzerine dersler aldı 1967 yılında yüksek tahsilini tamamlayınca, cemaatin ısrarla İstanbul’da kalma taleplerine rağmen, rahmetli dedemin arzusu doğrultusunda kendi isteğiyle Kayseri İmam Hatip Lisesi’ne öğretmen olarak tayin edildi. 1971 yılına kadar Kayseri’de İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Bir arada Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’nde İslam Tarihi dersi okuttu. 1971 yılı başında Urfa İmam Hatip Lisesi’ne müdür olarak tayin edildi. Tayin edilişinin de enteresan bir hikâyesi vardır.

            O dönemde Din Öğretimi Genel Müdürü olan Mustafa Çinkılıç Bey Kayseri İmam Hatip Lisesi’nden hocası olur. Babamı telefonla arayarak ‘Zeki seni Bursa İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü’ne göndermek istiyorum.’ der. Babam memleketten pek ayrılmayı düşünmediğini söylerse de hocası ‘Haydi hayırlı olsun.’ der. Bir müddet sonra atama kararnamesi Urfa İmam Hatip Lisesi müdürü olarak gelir. Telefon görüşmesinde bir yanlış anlaşılma olduğu ortaya çıkar. Böylece Urfa’daki görevine başlamış olur. Urfa kendisi için yeni bir çevre olmasına rağmen, öğrenci, veli, esnaf ve memuruyla çok kısa bir süre içerisinde kaynaşmış ve bir ömür boyu sürecek dostlukların temelleri atılmıştır. Bunlardan ilk aklıma gelen isimler o dönemde Urfa Müftüsü olan değerli âlim, Üstâd Halil Günenç Hocaefendi, daha sonra belediye başkanı olan İbrahim Halil Çelik, Kitapçı Bakır ismiyle maruf değerli Ağabeyimiz ve nice isimlerini sayamadığım candan dostlar yakın çalışma arkadaşları. 

            Dört yıl sonra ayrılık vakti gelir. Kamyona ev eşyası yüklenip hareket edildiğinde o can dostların gözü yaşlı halleri gözümün önünde. Urfa’dan ayrılış 1974 Eylül’ünde kendi isteğiyle Nevşehir İmam Hatip Lisesi müdürlüğüne atamasının yapılması ile gerçekleşti. 1978 yılına kadar bu görevde kaldı. İlginç bir tevafuktur ki İstanbul’daki yüksek tahsili ile başlayıp Kayseri, Urfa ve Nevşehir’le devam eden bu görev süreleri hep dörder yıl olmuştur. 1978 yılında Nevşehir imam Hatip Lisesi Müdürlüğünden, o dönemde anarşik olaylar ve ideolojik saplantıların icraatlara hâkim olmasından dolayı uğradığı haksız muamele, baskı ve sürgünler sebebi ile kendi arzusuyla istifa etti.

Başta mesai arkadaşları Mustafa Türker, İlhami Nalçacıoğlu, Bekir Balaban, esnaftan Mehmet Çetin, Mehmet Satılmış, Nuri Özdemir, Mustafa Çakır, Halit Güven, Mehmet Kemikkıran, Kemal, Mustafa ve Hüseyin Akkoç kardeşler ve nice ismini sayamadığımız Ağabeyler sahip çıktılar, ticari tekliflerde bulundular. Allah (c.c.) hepsinden razı olsun. Fakat o nafakasını birkaç iş yerinin defterini tutarak temin etme yolunu tercih etmiştir. Bu resmi görevleri yanında gönüllü teşekküllerde olan çalışmalarına da hiç ara vermeden devam etmiştir. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü Talebe Cemiyeti ile başlayan teşkilat çalışmaları Kayseri İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği, Yeşilay Derneği, Nevşehir İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği devam etmiş ve nihayet Nevşehir’de 13 öğretmen arkadaşı ile beraber 1975 yılında Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nin kurulmasıyla kemale ermiştir. 12 Eylül darbesi sonunda 1980 yılında bütün derneklerin kapatılmasıyla Mefkûreci Öğretmenler Derneği kapatıldı. Bu süre içerisinde tüm Türkiye’de il ve ilçelerde kısa denilecek bir sürede yetmişe yakın şubesi açıldı derneğin açılışında kapanışına kadar genel başkanlığını yaptı. 

            Sonraki yıllarda yine Nevşehir’de 1992 senesinde, önce onbeş günlük sonra da aylık olarak İlkadım dergisinin, 1993 yılında bir bölge radyosu olarak Art FM(şimdiki Enderûn FM)’in 1995 yılında da Enderûn Eğitim Vakfı’nın kuruluşlarına, hizmete sokulmalarına öncülük etti. Bu hizmetler halen kesintisiz olarak devam etmektedir. 

            Asıl ilgi alanı eğitim ve öğretim olan her kademede talebe ve gençlerle meşgul olan Zeki Soyak Hoca Efendinin kitap çalışmaları da bulunmaktadır. Ayrıca İlkadım dergisinde başyazı, orta sayfasında Ölçüler Dengeler ser levhası altında yazılar yazmakta Cuma günleri de Art FM (Enderûn FM)’ de sohbetler yapmaktaydı.